|

Genç Kareler etkinliğinin bu ayki konuğu Füsun DEMİRAY
1966 yılında doğdu. Aydınlı olmakla beraber baba mesleği nedeniyle tüm Türkiye'yi gezdi.
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini kazanmakla bürokrat olmanın hayallerini kurdu. Lisana eğitimini tamamlandı ancak özgür ruhu bir türlü bürokrat kimliğine bürünmesine izin vermedi.
Üniversite yıllarında yaşamına girmiş olan fotoğraf virüsü, 2009 yılında Fotoğraf Sanatı Kurumu ile tanışmasıyla yeniden canlandı. Tüm hazinesi olarak nitelendirdiği Ege ve Doğa'nın annesidir. Halen Maliye Bakanlığında görev yapmaktadır.
Hepimizin içinde vardır, bırakıp gitmek istemi... tıpkı Orhan Veli'nin dediği gibi:
"Gün olur, başıma kadar mavi;
Gün olur başıma kadar güneş;
Gün olur, deli gibi..."
"İçimizde aslında varolan ama sürekli ötelediğimiz hayatı, duygularımın en iyi anlatımını sağladığına inandığım fotoğraflarla vermek istedim. 'Doğdukları Yerde Ölenler' yüreginde yolculuk özlemi olup da hayatları dar bir alana tutsak olan Anadolu insanının fotoğrafıdır. Onlar oraya mahkum ve mecburdurlar doğarlar ve ölürler." Füsun DEMİRAY
ONLARKİ FOTOĞRAFÇIDIRLAR!
Alanda çalışma sırasında tanıştık onunla. Usulca yaklaşmaktaydı çekeceği karelerine. Sabırla olgunlaştırmaktaydı zihnindeki görüntüyü. Abartılı hareketlerden kaçınarak basıyordu deklanşöre.Manisa Tekel çadırına girip sohbet ederek fotoğraf çekiyordum. Usulca kapıda belirip, çekingen bir bakışla çadırın içerisini süzdü. Yüzünde, sürekli bir gülme hali vardı. Usulca içeriye girdi.Hemen kapının yanındaki,eski tahtalardan yapılmış eğri büğrü kanepenin ucuna oturdu. Ben de sohbetinize katılabilir miyim diyor gibiydi. Kadın fotoğrafçı olmanın avantajıyla içeriye dikkat kesilip keşif yapmaya başlamıştı. Buraya daha önce gelmiş olduğunu sonradan öğrendim. Bekleyip birkaç kare fotoğraf çekti. Konuşmalarıma çok katılmadığı halde ilgilenir gibiydi. Az sonra rahatlamış olduğunu fark ediyordum. Ben de ilgisiz kalamadım. Beş dakika sonra başımla merhaba dedim. Tebessüm eden yüz ifadesini koruyarak, o’da merhaba dedi. Dayanamadım, sordum.-Sizde mi fotoğrafçısınız? –Evet.- Afsad’dan mı? Hayır ben FSK’danım, dedi.Böylece tanışıp konuşmaya başladık.
Manisa çadırında on beş dakika kaldıktan sonra beraber alanda gezmeye başladık. Fotoğrafı, eylem sırasında geçen olayları ve gurup çalışmalarından uzun uzun konuştuk.Ara sıra değişik illerin direniş çadırlarına girip selam verip,hal hatır sorarak günlük yapılan destek eylemlerini değerlendiriyorduk.Peşinden alandaki fotoğraf çekimlerine devam ettik.
O günden sonra aralıklarla eylem alanında karşılaşıp birlikte direniş ve fotoğraf konusunu konuşmaya devam ettik.Kendisini diğer Afsad’lı fotoğrafçılarla tanıştırdım.İlerleyen günlerde, başka fotoğrafçı arkadaşlar edinerek Tekel işçilerinin direniş alanında belgesel fotoğraf çalışmalarına devam etti.
En son karşılaşmamızda, Afsad olarak açacağımız sergi ile ilgili bilgi verip kendisini de davet ettim. Ve 15 Şubattaki, 2010 Direnişin Başkenti Ankara Fotoğraf Sergimize gelip sevincimize ortak oldu. Kendisi de daha önce başladığı bir projesi olduğunu söyleyip ,16 Şubat’ta yapacağı fotoğraf sunumu için, bizi FSK’ya davet etti.
16 Şubat Salı Günü FSK’da yapılan, Genç Kareler etkinliğinde DOĞDUKLARI YERDE ÖLENLER adlı fotoğraf sunumunu AFSAD Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğraf Gurubu ve Atelyesi üyeleri olarak izledik. Başta Fotoğraf Sanatını şiirle süsleyen Sevgili Hocamız Mehmet ÖZER olmak üzere tam kadro FSK’nın salonunu doldurup balkon ve pencerelere taşarak unutulmayacak bir dayanışma örneği verdik.
Bu kadın fotoğrafçı, AFSAD’daki kardeşliği, dayanışmayı ve dost sıcaklığını, FSK’da bize yaşatan, kendisini tanımakla mutlu olduğumuz sevgili Füsun DEMİRAY’dır.
Füsun kardeşimin şahsında, bütün Kardeş Fotoğrafçılara selam olsun.
Hilmi ASLAN
AFSAD Toplumcu Gerçekçi Belgesel Fotoğraf Gurubu Üyesi |