EĞİTİM
   ATÖLYE - SEMİNER
   BÜLTEN / TAKVİM
   FOTOĞRAF SERGİLERİ
   AYIN FOTOĞRAFI
   AYIN PORTFOLYOSU
   AYIN SUNUMU
   ETKİNLİK YAZILARI
   GEZİ YAZILARI
   FOTOĞRAF GÜNLERİ
   FSK KİTAPLIĞI
   FSK YAYINLARI
   FOTOĞRAF YAYINLARI
   LİNKLER
   YARIŞMALAR
 
 

 

 
 
FSK Haber Grubuna abone olmak için e-posta adresinizi yazın ve abone ol butonuna tıklayın
 
 

 





 FOTOĞRAF SERGİLERİ 2010 Fotoğraf Sergileri
 
Ocak 2010 - FSK Karma Sergi KENTLE YÜZLEŞME

Kentle Yüzleşmek

 

Yüzleşmek denidiğinde öncelikle ne anlaşılır acaba. İnsanın çevresinde görmek istemedikleri ile karşı karşıya gelmesi ya da öngörülerinin farklılıklarını fark etmesi mi? Belki de bunların dışında, tümüyle kendi iç dünyasında olup biten bir şey mi?

Sanırım gördüklerimiz, duyduklarımız, öğrendiklerimiz ve deneyimlerimizle edinilen her bilginin oluşturduğu birikim, yeni girdilerle karşılaşınca yeniden gözden geçirilmek zorunda. Düşünce sisteminde her bilgi, diğerleri ile karşılaştığında kabul, red yada rafta bekletilme durumunda. İşte bu sürecin kendisi yeni bilgiler ile yüzleşmedir aslında.

Dolayısıyla yüzleşme denildiğinde, olumsuzluk yükleyerek görülmek istenmeyen ile karşılaşmak yerine, alınan her veriyi değerlendirme işlemi olarak görmek gerekir. Bazı veriler çok şaşırtıcı olarak yorumlanırken, bazıları da beklenen sonuçlarla örtüşebilir.

Bu açıdan bakıldığında, her an değişen yaşamın görüntülerinin herhangi bir karesindeki ışığı kaydedip, paylaşılmasını sağlayan fotoğraf teknolojisi, bu verilerin kitleler tarafından paylaşılmasına büyük katkı sağlamış oluyor. Her paylaşmanın bir yüzleşme sürecini başlattığı düşünülürse fotoğraf adına önemli bir işlev yerine getiriliyor.

Günümüzde toplu yaşamın olmazsa olmazı kentler. İçinde dramların, trajedilerin, ironik komedilerin yani binlerce, milyonlarca insanın, canlının kısaca hayatın her yönünün barındığı, değişen, değiştiren ve hep işleyen dev çarklarla dolu fabrikalar gibi.

Çarkları oluşturan insanları, dönen dolapları, gittikçe büyüyen sınırları görüntülemek, iyisiyle kötüsüyle, umutlarıyla, hüznüyle yaşanan anları paylaşmak ve her an yeni yüzleşme verilerini oluşturmak. Açıkcası yaşamın farkında olmak.

Adnan Ataç  


 
Ocak 2010 - 186. Dönem Temel Eğitim Semineri Fotoğraf Sergisi

186. Dönem Temel Eğitim Semineri Kursiyerlerinin Fotoğraf Sergisi Açılışı: 19 OCAK 2010 SALI 19:00
Eğitmen Adnan ATAÇ


 
Şubat 2010 - Amer Kapetanovic


 
Mart 2010 - İmre Szabo

http://imreszabo.com/site.php#/biography


 
Nisan 2010 - “DOĞA İLE YÜZLEŞME” - FSK KARMA SERGİ

Doga ile Yuzlesme

DOĞA İLE YÜZLEŞMEK

Doğa ile yüzleşmek, yüzleşilmesi en  zor alanlardan biri. Doğanın yüzüne  bakacak halimiz mi kaldı. Doğa, en çok tahrip ettiğimiz şeylerin başında geliyor.  Kirletmediğimiz, batırmadığımız köşesi kalmadı. Ve bunu hoyratça, saygısızca ve düşüncesizce yapıyoruz.
 

Tarım ilacı denilen pestisitleri en yakın tarım alanından binlerce kilometre  uzaktaki kutuplara, çöllere, tropikal ormanlara kadar yaymayı başardık. Neden  tarım ilacı? Bu kimyasallar  yüzlerce cins canlıyı öldürmüyor mu? Onlara “ ölüm iksirleri” diyecek kadar, dürüst  olamıyoruz. Büyük bir yanlış olduğunun farkına  varmış, hatta yanlışı düzeltmek için bazı ciddi önlemler de almış olmakla birlikte, havayı, suyu, toprağı kirletmeye devam ediyoruz

Sanayi, ulaştırma ve kent yaşamının  gereksinimleri  için Yirminci Yüzyılda yüzmilyarlarca ton kömür, petrol ve doğalgaz tükettik.

Yirmibirinci yüzyılda daha da hızlı tüketiyoruz. Oysa Yirminci  Yüzyıla gelinceye  kadar kömür, petrol ve doğalgazın neredeyse tamamı yer kabuğunun altındaydı. Biz bunları yaktık ve atmosferin ısınmasına neden olduk. Isı ile birlikte karbondioksit artışı da oldu. Karbondioksiti fotosentez işleminde kullanarak dengede tutmaya yarayan sulak alanları kuruttuk, ormanları kestik, çayır ve meraları işgal ettik.

Yukarıda sayılanların faturası içinde  canlı türlerinin yok oluşu da var. Her yıl binlerce canlı türünün soyu tükeniyor.

Bütün bu olan bitene doğa ne diyor? Doğrusu onun üslubu bizimkinden farklı. Kendi kurallarını bozmadan bize elinden geleni vermeye devam ediyor. Bir Hint atasözü şöyle der: “Ağaç öylesine soylu bir varlıktır ki kendisini kesmekte olan bir insana bile gölge vermeye devam eder.” Bu sözleri “Doğa öylesine soylu bir varlıktır ki kendisini tahrip etmekte olan insanlara bile nimetlerini sunmaya devam eder.” şeklinde  söylersek, anlam bütünlüğünü değiştirmemiş oluruz. Kimse göz alabildiğine geniş  ufuklara bakıp atmosferin oksijenini bedava bir şey zannetmemeli. Soluduğumuz her nefes yeşil yaprakların emeği. Doğa hala bize bu nimeti cömertçe sunuyor; aşımızı, ekmeğimizi sunmaya devam ettiği gibi.

Fotoğraf keşke asırlar önce  icat  edilmiş olsaydı. Olup bitenleri aynadan  yansıyor gibi görür,  onlarla yüzleşir, aklımızı başımıza devşirirdik. Günümüzde  fotoğraf yoluyla öğrendiğimiz, ayırdına vardığımız, ayrıntısını izlediğimiz,kayıtlarını tuttuğumuz, ders aldığımız öyle çok şey var ki. Ama doğa ile yüzleşirken fotoğraf belgesel ve bilimsel olmanın yanında sanatsal da oluyor,.  Ve insan ruhunun derinlerindeki gizem dolu hayelleri bütün güzelliğiyle sergileyebiliyor.

Tansu Gürpınar
 


 
Mayıs 2010 - Rabia Ünlü - İğne Deliğinden Kapadokya

 NEVŞEHİR'de Atatürk İlköğretim Okulu Görsel Sanatlar Öğretmeni Rabia Ünlü, siyah-beyaz film çekme özlemini, Pinhole yöntemini kullanıp boş salça kutusunu fotoğraf makinesine dönüştürerek giderip, Kapadokya'yı görüntüledi.

İnternet üzerinde geçen yıl yaptığı bir araştırma ardından içi tamamen siyah zemin ile döşenmiş boş salça kutusuna bir iğne yardımı ile ışık açarak fotoğraf çekebileceğini öğrenen 10 yıllık Güzel Sanatlar Öğretmeni Rabia Ünlü, Kapadokya'nın farklı merkezlerinden siyah-beyaz fotoğraf çekmeye başladı. Sadece, siyah beyaz film, film tab ve film yıkama dışında hiçbir ücret ödemeden hayalini gerçekleştiren Ünlü, bugüne kadar bir dünya turizm merkezi konumundaki Kapadokya bölgesinin Göreme, Ürgüp, Zelve gibi merkezlerinde çektiği birbirinden güzel fotoğraflarından oluşan sergi açacağını söyledi. Önceleri "Salça kutusundan fotoğraf makinesi mi olurmuş' tepkilere aldırış etmeden fotoğraf ayaklığını kurup, üzerine yerleştirdiği kutudan açtığı iğne deliğinden Kapadokya'da insan ve doğa manzarası çeken Ünlü, şöyle dedi;

"Siyah-beyaz film, son yıllarda hızla gelişim gösteren digital fotoğraflara rağmen Pinhole yöntemi kullanarak asla kaybolmayacak yöntemdir. Ama elinize çok pahalı fotoğraf makinelerini alıp siyah- beyaz film tutkunuzu gidermeniz gerekli değil, bir salça veya boş gofret kutuları yardımıyla bu büyük tutkuyu gerçekleştirebilirsiniz. Tamamen siyah bir kağıt ile kaplayıp, içerisine çekeceğiniz filmin siyah-beyaz negatifini yerleştirdikten sonra, üst kapağı kapatıyorsunuz. Sonrasında kutuya sadece iğnenin geçebileceği büyüklükte delik açıp, onun da üzerini siyah bant ile kapattıkta sonra çekim için en uygun mekanı belirliyorsunuz. İstediğiniz kareyi oluşturduğunuz anda iğne deliğini sadece birkaç saniye süre ile açık tutmanız yeterli oluyor. Sonrasında karanlık bir ortamda yaptığınız banyo ile hayalinizdeki fotoğrafa kavuşabiliyorsunuz."

Bugüne kadar bu yöntemi kullanarak 100'e yakın fotoğraf çektiğini belirten Atatürk İlköğretim Okulu Görsel Sanatlar Öğretmeni Rabia Ünlü, bu yöntemi okulların tüm fotoğraf kulüplerine önerdiğini ve ilginin oluştuğunu görmekten de sevinç duyduğunu anlattı. Halen Nevşehir Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünde yüksek lisans eğitimi yapan Ünlü, bu yöntemi kullanarak çektiği siyah beyaz fotoğrafları önümüzdeki günlerde açmayı planladığı 'İğne Deliğinden Kapadokya' isimli bir fotoğraf sergisi ile fotoğraf meraklılarının beğenisine sunacak.

(Ahmet Korkmazer - Nevşehir / DHA)
 


 
Haziran 2010 - “Doğa ve Makro Atölyeleri Karma Sergi”

Doğa Fotoğraf Atölye Eğitmen: Tansu GÜRPINAR, Ahmet BOZKURT

Makro Fotoğraf Atölye Eğitmen: Göker MÜFTÜOĞLU, İlker ŞAHİN

               


 
Ekim 2010 - Akrabalarım Nerede?

   "Akrabalarım Nerede" - Ali İhsan ÖKTEN, İlhan MARAŞLI


 
Aralık 2010 - Anadolu'nun Renkleri 'Doğum Düğün, Ölüm'

 FSK'da 7 Aralık 2010 Salı günü, Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim görevlisi Osman Ürper ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencisi İnci Türel'in fotoğraflarından oluşan "Anadolunun Renkleri 'Doğum Düğün, Ölüm'" adlı fotoğraf sergisinin açılışı saat 19:00'da yapılacaktır. Anadolu'daki çeşitli yörelerin doğum, kırklama, düğün, kına gecesi ile ölüm ve ölü bayramı gibi özgün gelenekleri anlatan fotoğrafların bulunduğu sergi açılışı ardından Belgesel film gösterimi de yapılacaktır. 

Anadolu'nun Renkleri

ANADOLU’NUN RENKLERİ ÖLÜMSÜZLEŞTİ


Anadolu insanının binlerce yıl içinde nakış gibi işlediği gelenekleri ile süslenen zengin kültürü, “Doğum-Düğün-Ölüm” gelenekleri yapılan araştırmalardan süzülen bilgilerle yoğrularak TÜBİKAM ve Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi işbirliğiyle hazırlanan “ANADOLU’NUN RENKLERİ” belgesel filmin yanı sıra fotoğraf sergisiyle de yarınlara aktarılıyor.
Osman ÜRPER ve İnci TÜREL’in çalışmalarından oluşan “ANADOLU’NUN RENKLERİ (Doğum-Düğün-Ölüm) Fotoğraf Sergisi, 7-27 Aralık 2010 tarihleri arasında Fotoğraf Sanatı Kurumu Lokali’nde sanatseverlerle buluşuyor .

İnsanın ömrü boyunca geçtiği en önemli eşikler, dönüp duran, yıpratan ve yenileyen, yaralayan ve çaresi kendinde olan bir çarkıfeleğin kanatlarıdır. Doğumla gelen coşku kimi zaman yerini ölümün keder ve hüznüne bırakır. Gelenekler, adetler, töreler hangi eşiğin nasıl geçileceğini öğretir insanoğluna. Zamanın çarkında yer alan bu ritüelleri bilerek, anlayarak ve yaşayarak kuşaktan kuşağa aktarmak gerekir. Bu düşünceyle yola çıkan Maltepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Osman ÜRPER ve Görsel İletişim Tasarımı Bölümü öğrencisi İnci TÜREL; Anadolu coğrafyasının doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine tanık oldukları geleneksel an’ları “Anadolu’nun Renkleri (Doğum, Düğün ve Ölüm) Fotoğraf Sergisi’nde ölümsüzleştirdi.

Geçmişten günümüze yaşanan ve kaybolmaya başlayan doğum, düğün ve ölüme ilişkin geleneklerin, ortak kültürel değerlerimiz olarak arşivlenmesini ve gelecek nesillere ulaştırılmasını sağlamak amacıyla hazırlanan fotoğraf sergisi, Türkiye’deki farklı yörelerin yanı sıra Suriye’de de gerçekleştirilen çekimleri içeriyor. Çalışmalar süresince,  20 bin kare fotoğraf çekildi ve 70 bin km. yol kat edildi.

TÜBİKAM ve Maltepe Üniversitesi işbirliğiyle hazırlanan ve UNESCO tarafından desteklenen, “Anadolu’nun Renkleri (Doğum, Düğün ve Ölüm) Fotoğraf Sergisi’nin de parçası olduğu, etkinliğinde ayrıca aynı ismi taşıyan belgesel film gösterimi de yapılacaktır.


 
Fevzi Çakmak-1 Sokak 22/2 Kızılay/ANKARA - Tel : (0312) 230 46 16